Hoşgeldiniz :
Turkish English German French Arabic Felemenkçe Azerbaijani Bulgarian Chinese (Simplified) Czech Greek Italian Japanese Persian Portuguese Russian Spanish Swedish
 
19.05.2019 - Makalelerim - 2
Dr Sinan Güzel

Hipnoza girmenizi değil, hipnozdan çıkmanızı istiyoruz.

“Hiç hipnoz oldunuz mu?” sorusunu tüm eğitimlere başlarken, özellikle ilk defa tanıştığım eğitim sınıflarında bazen halka açık seminer veya konferanslarda sorarım. Çok büyük oranda “hayır” cevabını aldığımı tahmin edebilirsiniz. Zekasal veya organik beyin problemleri bulunmadığı sürece, insanların hepsinin ortalama olarak günde 8-10 defa hipnoz yaşadığına dair yapılan çalışmalar mevcuttur. Ancak ben daha da ileri gideceğim. Günde 8-10 defa yaşanan hipnoz, bizim klasik hipnoz tarzında kabul ettiğimiz translardır. Oysa sohbetsel hipnozun dahisi kabul edilen Milton H.Erickson’a atfen isimlendirilmiş olan “Ericksonian hipnoz” kriterleri göz önüne alındığında “Neredeyse hep hipnozdayız.” gibi biraz da ürkütücü bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Bu ürkme duygusu çok da yersiz değil tabii ki.
Tüm bunlarla ne demek istedim? Hipnozun birçok tanımı olmakla birlikte işlevselliğini göz önüne getirmeye çalışan Amerikan NGH (National Guilt of Hypnosis) kurumunun tanımı bu konudaki en güzel tanımlardandır. Bu tanıma göre hipnoz; kritize etme faktörünü(*) by-pass ederek bilinçaltında seçilmiş, kabul edilebilir ve kalıcı değişiklik yapmaktır. O zaman yaşantımızdaki bazı durumları bu tanıma yerleştirmeye çalışalım…
Markalar… Herhangi bir markayı denemeden bile kaliteli – ya da kalitesiz – kabul ederiz. Herhangi bir markayı -pahalı olmasında bir sakınca yok – olarak kabul ederiz. Aksi görüşler olduğunda bazen markanın avukatlığını bile yaparız. Kendi yaşantılarımızdan örnekler veririz vs..
Moda… Önümüze konan “moda” tarzları sanki biz çok beğeniyor ve bu nedenle bu tarzda giyiniyor zannederiz. Kısa bir süre sonra “sevdiğimiz” bu tarzı “modası geçmiş” diyerek aşağılarız. O eski tarzdan kurtulmaya çalışırız. Mesela “bol paça” pantolonlar ben çocukken modaydı. Biz gençlik dönemimizde babalarımızın bu fotoğrafları ile alay ederdik. Ancak bir zaman geldi ki tekrar “moda” oldu ve bizde giydik. Burada belirleyici olan sadece benim giymiş olmam değil “herkesin” giymiş olması.
Reklamlar… Tecrübeli bir hipnoterapistin kolaylıkla fark edeceği hipnotik argümanları barındırmayan reklamın etki gücü çok zayıftır. Her ne kadar metodik anlamda subliminal mesaj taşıyor olmaları ortaya çıkmış gibi görünse de hipnotik anlamda hipnoz oluşumunun en önemli basamaklarını içeren reklamlar en beğenilen ve dolayısıyla en etkili reklamlar olarak değerlendirilir. Birçok marka reklamlar vasıtasıyla üretilmektedir. Reklamlar birçok şeyi “doğal”mış gibi kabul etmenizi sağlar. Geçenlerde ünlü bir belgesel kanalında aktif olarak çalışmakta olan reklam uzmanlarının kendilerinin bile “reklamlandığına”, yani reklam sonrası düşüncelerinin istendiği gibi yönlendirildiğine dair yapılan bir deney, bu reklam translarının ve telkinlerinin ne kadar etkili olduğuna çarpıcı bir örnekti.
Siyaset… Aslen ülke yönetim felsefesi ve planlanmış yaşam tarzlarının savunulduğu ortamlar olması gerekiyorsa da desteklediğimiz görüş, parti, felsefe ya da projenin çoğu zaman ne olduğunu pek bilmeden desteklediğimiz durumlar vardır. Örneğin oy verdiğimiz parti hangi parti olursa olsun kaçımız partinin anayasası niteliğinde olan “parti tüzüğü”nü okuyarak oy veriyoruz.
Ve gelelim en önemlisine…
Yetiştirilme ortamımız…
Hipnoterapist olarak neredeyse tüm danışanlarımızın bize gelme sebebi olarak yetişme dönemimizin herhangi bir yerinde bize yapılan hipnozu kabul etmiş olmamız ya da kendi hipnozumuzu kendimiz yapmış olmamız görünmektedir. Korkularımız, sıkıntılarımız, üzüntülerimiz, takıntılarımız, yanlış inanç ve düşüncelerimiz… İşin ilginç yanı bunların çoğunun nasıl bu hale geldiğinin farkında da olmamamızdır. Kaldı ki bir kez bizi etkileyip hayatımızda bir şeyleri değiştirdikten sonra bir şekilde farkına varmış olmamız bile çoğu zaman bu değişikliği geri almaya yetmez. Bu durumda terapiye ihtiyaç duymaya başlarız. Nispeten zararsız bir örnek vermek isterim. Çoğumuz “Ben resim çizemem.”, ya da “Ben müzik aleti çalamam.” gibi düşüncelere sahibiz. En zon ne zaman yeltenmiştiniz? Bu düşünceye sahip olmanızın altında yatan olay nedir? Küçükken yaptığınız bir resimle sınıfta alay edilmiş olabilir mi ya da en vahimi öğretmeniniz hiçbir söz söylemese bile hafifçe “burun kıvırmış” olabilir mi? İşte o anda inancınız yerleşmeye başlıyor. Hele birkaç küçük başarısız girişimde daha bulunduysanız artık tamam. Nur topu gibi “…yapamam, … beceremem.” şeklindeki kendi kendinize yaptığınız bir hipnoza sahipsiniz.
Duygu, düşünçe, davranış belki de mizaç değişikliği yaratmış olan hipnozlarımızı, (Sevgili Dr.Bülent Uran!ın deyimiyle) yani “geçmişin hipnozu”nu bozmak için biraz profesyonel desteğe ihtiyaç olduğunu anladık. Peki yukarıda bahsetmiş olduğumuz marka, reklam, moda gibi gündelik hipnozlarımızı nasıl bozacağız diye sorabilirsiniz. Cevap yazması çok basit, uygulaması ise çaba ve alışkanlık gerektiriyor.
İşte cevap:
Ne zaman bir şeyleri otomatik olarak kabul ettiğinizi, buna yönlendirildiğinizi, dış dünyadan bu tür telkinlerin altında kaldığınızı fark ederseniz o zaman kendinize veya telkini verene soracağınız çok basit bir soru var, “Neden?”
– … marka sandalye … lira.
– Neden?
– … marka ceket …. lira.
– Neden?
Bu tür durumların çoğunda size telkini vermeye çalışan kişinin bile o kadar hipnozda olduğunu fark edeceksiniz ki, sizden aslında çok doğal olan böyle bir soru geldiğinde cevap vermekte zorlanacaktır.

Geçmişin hipnozu yaşantınıza, günün hipnozu cebinize zarar verme eğilimindedir…

(*): Bilinç mantık ve analiz yeteneklerini kullanarak dışarıdan gelen uyarıları kritize eder. Bize zarar verip vermeyeceğine karar verir ve bunun için ne yapması gerektiğini kararlaştırır. Bilincin bu işlevine “kritize etme faktörü” denmektedir.

 
17.04.2019 Makalelerim - 1
20.05.2019 Kitaplarımız
20.05.2019 TV Programları
26.12.2017 Eğitimlerimiz
26.12.2017 4M - Magic Metaphors for Magnificent Mind
26.12.2017 Sağlık Bakanlığı Onaylı Eğitimler
Faydalı Linkler
Duyurular
Anket
Hipnozun uyku değil, uyanıktan daha uyanık olma hali olduğunu biliyor muydunuz?

Hayir
Yorum Yok
Evet
E-Bülten
Yeniliklerden haberdar olabilmek için maillistimize katılın...
Adınız
E-posta Adresiniz
Ekle   Çıkar
Hava Durumu

İzmir Çarşamba Sağanak Yağışlı Sağanak Yağışlı En yüksek 16°C En düşük 11°C

--counter--